Psikanalitik Sürece Dair…
Tarih: 7 Ekim 2022
Kişinin kendini, çevresini ve yaşamını nasıl algıladığını ruhsallığı, ruhsallığının örgütlenme biçimi ve dolayısıyla kendisi ve ötekiler ile ilgili varsayımları belirlemektedir. Bir bakıma insan kendini göremez, yeterince bilemez, varsayar. Sıklıkla bir ötekine ihtiyaç duyar çünkü kendini ilk ötekinin yüzünde görür. Tıpkı, bir bebekken kendini annesinin yüzünde, gülüşünde gördüğü gibi… O nedenle, kişiler hayatlarında zorlu dönemlerden geçerlerken kendilerine ve yaşadıklarına bir psikoterapistin eşliğinde bakabilme ve anlayabilme, hatta kendilerine yönelik anlayış geliştirme şansı da elde ederler. İnsanın kendisiyle yakınlaşması tıpkı bir annenin bebeğiyle kurduğu ilişki gibi derin, incelikli ve ona özel olmalıdır. O nedenle, kendini anlamak için başvurduğu psikoterapi süreci de… Normallik ya da anormallik araştırmaksızın her türlü acıyı değerli bulan ve kişinin öznelliğinde araştıran psikanalitik kuram, psikoterapist eşliğinde çıkılan uzun soluklu bir yolculuk olması nedeniyle kişinin kendini anlayabilmesi, kendiyle ve dolayısıyla çevresiyle daha tatmin edici ilişkiler geliştirebilmesinde yıllardır olduğu gibi bugün de etkili olmaktadır.
Psikanalitik psikoterapi temelini, psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud’un kuramından alır. Psikanalitik kuram Freud’dan bu yana canlılığını asla kaybetmeden yaşamın her alanından beslenmiş, insanı yaşam dürtüsü ve yıkıcılığıyla yakından takip ederek kuramsal açıdan da oldukça zenginleşmiştir. Bu nedenle, psikanalitik yönelimli süreçler kişiyi, yaşadıklarını ele alabilmek açısından oldukça kapsayıcıdır. Psikoterapi odasına gelen şikayet veya belirti güncelde yaşanan sıkıntıyı temsil etmektedir. Ancak, kişinin belirttiği şikayet geçmişte hatırladığı veya hatırlamadığı bir takım yaşantılarının ya da arzuladıklarının yansımasıdır. Geçmişi, hatırlanamayanı ve arzuları çalışmanın yolu bilinçdışından geçer ve psikanalitik psikoterapi bilinçdışının varlığını esas alır. Yani kişiye acı veren güncel meselenin kökeni, oluşumu kişinin her zaman bilincinde değildir ve bilinçdışında kalabilmektedir. Psikanalitik yaklaşımın sunduğu serbest çağrışım tekniği yani kişinin aklına gelen her şeyi seansta serbestçe söylemesi bilinçdışına ulaşmayı sağlayan en büyük keşiflerden biridir. Bu yöntem yalnız düşüncelerin, anıların kendiliğinden ortaya çıkmasını değil, aldıkları seyirle ruhsallığa yönelik pek çok meselenin ele alınabilmesi için de kıymetlidir. Freud psikanalitik süreci tren yolculuğuna benzetmektedir, dolayısıyla serbest çağrışımı da yolculuk sırasında değişen manzaralara. Rüyalar ise Freud’un deyimiyle bilinçdışına giden kral yoludur. Uyanıp hatırlandığında gülünç, korkunç ya da belki rahatsızlık verici bulunan rüyalar terapi odasında terapist ile kafa kafaya verilip, beraber anlamlandırıldığında ne karanlıkları aydınlatacaktır. Ancak, böyle bir çalışma serbest çağrışım ya da rüya gibi beklentilerle asla sınırlandırılamaz çünkü psikanalitik süreçte seansa gelemeyen, gelmeyen şeyler de kıymetlidir. Bu nedenle, akla hiçbir şey gelmemesi, rüya görmeme de kişiye dair pek çok bilgi verebilmekte ve seans odasında terapist ile beraber düşünülerek anlamlandırılabilmektedir.
Psikoterapist ile beraber düşünebilmek, yaşanılanlara beraber tahammül edebilmek ve anlam aramak zamanla kişinin kendisini daha iyi tanımasını mümkün kılar. Kişi kendini tanıdıkça, çevresiyle kurduğu ilişkileri de daha iyi anlamlandırabilecek ve düzenleyebilecektir. Yani kişi yaşadıklarının esiri olmaktan ziyade kendi istekleriyle uzlaşabilen, acısına katlanabilen, bilmediği bir acının peşinde koşmayan özgür bir birey olacaktır.
Bir psikanalist olan Nasio ‘Evet, Psikanaliz İyileştirir!’ kitabında sonlanan bir sürecin ardından hayatın ayrılmaz ve gerekli bir parçası olan bir miktar ıstırabın hep kalacağını belirtir. Istırap olmaksızın yaşamanın tam olarak da yaşamak olmadığını savunur ve somut bir şekilde iyileşmeye olanak sağlayan değişimin ne olduğunu açıklar. Nasio, öncelikle psikanalitik sürecin amacının normalleştirmek olmadığını çünkü standart bir tanımın insanın öznelliğine aykırı olduğunu ısrarla belirtir. Böyle bir sürecin temel amacının da kişinin kendine bir iç ses yaratmasını desteklemek ve hayattan yeniden tat almasını sağlamak olduğunu vurgular. Olabildiğince somut bir biçimde de bir kişinin iyileştiğini ispatlayan birtakım göstergeler sıralar. Nasio’ya göre kazanılabilecek en önemli beceri kaybetmenin olağanlığını anlayabilmektir. Aksi halde hayatın dayattığı sınamaların üstesinden gelmek güç olacaktır. Bu nedenle, iyileşmiş olan kişi, kaybetmenin her şeyi kaybetmek olmadığını öğrenmiş olan kişidir; çünkü yaşadığımız sürece, hiçbir zaman her şeyi kaybetmeyiz. Ancak, kaybetmenin olağanlığını içselleştirerek birtakım olaylar karşısında altüst olduktan ya da beklenmeyenle karşılaştıktan sonra hayata yeniden uyum sağlar ve harekete geçebiliriz. Nasio’nun altını çizdiği bir diğer önemli beceri ise ruhsallığın dayattığı ikircikliliğe yer açabilmektir. Aşk ve nefret, cesaret ve korkaklık, bencillik ve fedakarlık, utanç ya da gurur gibi birçok zıtlığı iç dünyada beraber barındırabilmektir. Böylece, kişi kaygılansa da, öfkelense de ya da çok kıskansa da içsel olarak kendini bir bütün olarak algılamaya devam edebilecek, kendi içindeki ve ilişkilerdeki anlaşmazlıkları düzenlemeye çalışıp, uzlaşabilecektir. Özetle, kişi yaşadığı olaya takılıp, kendini hırpalamak yerine, olayı yaşayış biçimine bakarak, kendini ve belki eksikliklerini anlayışla karşılayacak ya da ona doyum vermeyeni fark edip yoluna devam edebilecektir.
Freud, psikolojik sağlıklılığı sevebilme, üretebilme ve çalışabilme becerisi diye tanımlamıştır. Sanki, Nasio bu tanımı en somut haliyle madde madde açarak, psikanalitik kuramın ve sürecin vaatlerinin olabildiğince anlaşılmasını sağlar. Ancak, asla unutulmaması gereken böyle bir çalışmanın iki kişilik olduğudur. Terapist kendi terapi/ analiz ve süpervizyon süreçlerine yatırım yaparak ve kişinin yaşadıklarına, öznelliğine saygı duyarak ona güvenli bir alan oluşturur. İyileşmeye götürense bu alanı kişinin terapist ile beraber keşfetmek, düşünmek ve üretmek için dinamik bir şekilde kullanmak istemesi olacaktır.